Giriş: Türkiye–Cezayir İlişkilerinde Yeni Stratejik Dönem: ‘‘Enerji, Ekonomi ve Jeopolitik Dinamikler’’
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun’un 6 Mayıs 2026 tarihinde Türkiye’ye gerçekleştirdiği resmi ziyaret, iki ülke arasındaki ilişkilerin geldiği yeni aşamayı göstermesi bakımından oldukça önemli bir diplomatik gelişme olarak değerlendirilmektedir. Bu ziyaret yalnızca iki devlet arasındaki rutin diplomatik temaslardan biri değil, aynı zamanda Türkiye ile Cezayir arasında son yıllarda giderek derinleşen stratejik ortaklığın somut bir göstergesidir. Özellikle 2019 yılından itibaren iki ülke arasındaki siyasi, ekonomik ve ticari ilişkilerin hız kazanması, Ankara ile Cezayir arasındaki iş birliğinin bölgesel ve küresel gelişmeler doğrultusunda yeniden şekillendiğini ortaya koymaktadır.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2023 yılında Cezayir’e gerçekleştirdiği ziyaret sonrasında kurulan Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi, iki ülke ilişkilerini kurumsal bir çerçeveye oturtmuştur. Bu durum, Türkiye ile Cezayir ilişkilerinin sadece liderler arası diplomatik yakınlığa dayanmadığını, aynı zamanda uzun vadeli stratejik hedefler doğrultusunda ilerlediğini göstermektedir. Son ziyaret kapsamında ekonomi, enerji, sanayi, savunma, eğitim, sağlık ve altyapı gibi birçok alanda yeni iş birliği imkanlarının ele alınması da bu yaklaşımın bir sonucudur.
Ekonomik açıdan değerlendirildiğinde, Türkiye ile Cezayir arasındaki ticari ilişkilerin son yıllarda ciddi bir büyüme gösterdiği görülmektedir. Resmî verilere göre iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2023 yılı itibarıyla yaklaşık 6,3 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Taraflar kısa vadede bu rakamı 10 milyar dolara çıkarmayı hedeflemektedir. Bu hedef, iki ülkenin ekonomik ilişkileri stratejik düzeyde değerlendirdiğini göstermektedir. Özellikle Türkiye’nin Cezayir’e ihracatı; tekstil ürünleri, makine ekipmanları, demir-çelik ürünleri, inşaat malzemeleri ve sanayi ürünleri üzerinde yoğunlaşırken, Cezayir’in Türkiye’ye ihracatında enerji ürünleri ön plana çıkmaktadır.
Bu bağlamda enerji sektörü, Türkiye–Cezayir ilişkilerinin en stratejik alanlarından biri hâline gelmiştir. Cezayir, Türkiye’nin en önemli sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tedarikçilerinden biridir. İki ülke arasında uzun vadeli enerji anlaşmalarının bulunması, enerji iş birliğinin sadece ticari değil aynı zamanda jeopolitik bir boyut taşıdığını göstermektedir. Türkiye’nin enerji arz güvenliğini çeşitlendirme politikası açısından Cezayir önemli bir ortak konumundadır. Özellikle Rusya–Ukrayna savaşı sonrasında küresel enerji piyasalarında yaşanan krizler, Türkiye’nin alternatif enerji kaynaklarına yönelmesini hızlandırmıştır. Bu süreçte Cezayir, güvenilir ve uzun vadeli bir enerji tedarikçisi olarak öne çıkmaktadır.
Öte yandan Cezayir açısından Türkiye ile geliştirilen ekonomik ilişkiler, ülkenin ekonomik çeşitlendirme hedefleriyle doğrudan bağlantılıdır. Cezayir ekonomisi uzun yıllardır hidrokarbon sektörüne bağımlı bir yapı göstermektedir. Dünya Bankası verilerine göre petrol ve doğal gaz sektörü, ülke ihracatının büyük bölümünü oluşturmaktadır. Bu nedenle Cezayir yönetimi, son yıllarda sanayi, altyapı, tarım, lojistik ve üretim sektörlerine yönelik yabancı yatırımları artırmayı hedeflemektedir. Türkiye’nin bu alanlardaki deneyimi ve üretim kapasitesi, Cezayir açısından önemli bir fırsat olarak değerlendirilmektedir.
Türkiye’nin Cezayir’deki yatırımları da dikkat çekici bir seviyeye ulaşmıştır. Son verilere göre Cezayir’de faaliyet gösteren Türk şirketlerinin sayısı 1400’ü aşmıştır. Türk yatırımlarının toplam değerinin ise 6 ila 8 milyar dolar arasında olduğu ifade edilmektedir. Bu yatırımlar özellikle demir-çelik, tekstil, inşaat, ilaç sanayi, altyapı ve hizmet sektörlerinde yoğunlaşmaktadır. Bu durum Türkiye’yi, Cezayir’de hidrokarbon dışı alanlarda en büyük yabancı yatırımcılardan biri hâline getirmiştir. Hatta bazı değerlendirmelere göre Türkiye, bu alanlarda Fransa’nın önüne geçmeye başlamıştır. Bu gelişme, Kuzey Afrika’daki geleneksel ekonomik dengelerin değişmeye başladığını göstermesi açısından önemlidir.
Türkiye’nin Afrika açılım politikası da Cezayir ile ilişkilerin gelişmesinde önemli rol oynamaktadır. Son yirmi yılda Türkiye, Afrika kıtasında ekonomik, diplomatik ve kültürel varlığını önemli ölçüde artırmıştır. Cezayir ise hem coğrafi konumu hem de siyasi etkisi nedeniyle Türkiye açısından Kuzey Afrika ve Sahel bölgesine açılan stratejik bir kapı niteliğindedir. Özellikle Mali, Nijer ve Sahel hattındaki güvenlik sorunları düşünüldüğünde, Türkiye ile Cezayir arasındaki siyasi koordinasyonun bölgesel istikrar açısından da önemli olduğu görülmektedir.
Bunun yanında, Cezayir’in güney bölgelerinde planlanan büyük altyapı projeleri de Türkiye açısından yeni yatırım alanları oluşturmaktadır. Özellikle Mali ve Nijer sınırına uzanan demiryolu projeleri, sadece ekonomik değil aynı zamanda jeostratejik bir öneme sahiptir. Türkiye’nin altyapı ve inşaat sektöründeki deneyimi düşünüldüğünde, Türk şirketlerinin bu projelerde aktif rol alması beklenmektedir.
Bir diğer önemli konu ise Gara Djebilet Demir Madeni projesdir. Dünyanın en büyük demir rezervlerinden biri olarak kabul edilen bu madenin işletilmeye başlanması, Cezayir’in sanayileşme süreci açısından kritik bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. Türkiye’nin demir-çelik sektöründeki güçlü üretim kapasitesi dikkate alındığında, iki ülke arasında bu alanda daha geniş çaplı iş birliklerinin ortaya çıkması mümkündür. Bu durum yalnızca ticari ilişkileri değil, aynı zamanda sanayi temelli stratejik ortaklığı da güçlendirebilir.
Siyasi açıdan bakıldığında ise Türkiye ile Cezayir arasındaki ilişkiler, son dönemde daha dengeli ve çok boyutlu bir dış politika anlayışının parçası olarak gelişmektedir. Her iki ülke de uluslararası sistemde daha bağımsız hareket etmeye çalışan bölgesel aktörler olarak dikkat çekmektedir. Bu nedenle Ankara ile Cezayir arasındaki yakınlaşma, yalnızca ekonomik çıkarlarla değil; aynı zamanda bölgesel güç dengeleri, enerji güvenliği ve Afrika politikalarıyla da doğrudan ilişkilidir.
Sonuç olarak, Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun’un Türkiye ziyareti, Türkiye–Cezayir ilişkilerinin yeni bir stratejik aşamaya geçtiğini göstermektedir. İki ülke arasındaki ilişkiler artık sadece diplomatik temaslarla sınırlı değildir; enerji, ticaret, yatırım, savunma, sanayi ve altyapı alanlarını kapsayan çok boyutlu bir ortaklığa dönüşmektedir. Önümüzdeki dönemde bu iş birliğinin daha da derinleşmesi beklenmektedir. Ancak bu sürecin başarısı, imzalanan anlaşmaların somut projelere dönüştürülmesine, ekonomik iş birliğinin sürdürülebilir şekilde geliştirilmesine ve karşılıklı stratejik güvenin korunmasına bağlı olacaktır.

