ABD ve Çin’in Rusya- Ukrayna Savaşına Yaklaşımı: Rekabet, Denge ve Küresel Strateji
1. Giriş: Ukrayna–Rusya Savaşı ve Küresel Güç Rekabeti
2022 yılında Ukrayna’nın Avrupa Birliği üyeliyi için yaptığı başvuru ve NATO ile yakınlaşmasından sonra Rusya tarafından sınırlarında bir tehdit olarak algılanmış ve Rusya bu tarihten sonra Ukrayna’ya karşı askeri operasyonlar gerçekleştirmeye başlamıştır.

[Görsel ]1
Görsel 1’de Rusya’nın dağlık alanlarını ayrıca görmekteyiz ve bu görsele dayanaraktan Rusya’nın Batısının dağlık olmayan ovalardan oluştuğunu görmekteyiz. Rusya aslında bu yüzden Ukrayna’nın bir NATO ve AB üyesi olmasından korkmaktadır. Çünkü olası bir NATO-Rusya, AB-Rusya savaşında eğer bölgede ilerleme olursa başkent Moskova’ya kadar güçlerin önünde doğal bir barikat yoktur. Ayrıca Rusya-Ukrayna savaşın uluslararası sistem açısından kritik bir role sahiptir. AB üyeleri Rusya’nın bu saldırılarından endişe duymuş ve kıta Avrupa’sının güvenliğine karşı bir tehdit unsuru olarak görmüştür.
Birçok AB üyesi ülke Ukrayna’ya hem ekonomik hem askeri boyutta destek vermiş ve bölgede Rusya karşıtı protestolar başlamıştır. Ayrıca soğuk savaş sonrası dönemde görece istikrarlı olduğu varsayılan liberal uluslararası düzen, bu savaşla birlikte ciddi bir meydan okumayla karşı karşıya kalmıştır. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki stratejik rekabet, Ukrayna savaşı bağlamında yeni bir boyut kazanmıştır.
ABD savaş süresince Ukrayna’ya ekonomik ve askeri teçhizat desteği sağlamış ve Rusya’ya karşı ekonomik, askeri ve diplomatik olarak çevreleme politikası uygulamıştır. Birçok ABD’li ve Avrupalı global şirketler savaş sürecinde Rusya’dan çekilmiş ve ekonomik olarak Rusya’ya karşı bir tutum sergilemişlerdir (Tan & Loh, 2025)2. Bu sebeplerden dolayı savaş sürecinden sonra Rus ekonomisinde “deglobalization” sürecinin başladığını ve Rusya’nın kendi şirketleriyle açılan boşluğu doldurma sürecine girmiştir. Yeni kurulan bu şirketler ile Rusya hem zararı kapatmak hem ulusal ekonomiyi kalkındırmak istemiştir. Çin bu bölgede savaş sırasında daha temkinli ve nötr bir dış politika benimsemiştir. Pekin yönetimi, bir yandan egemenlik ve toprak bütünlüğü ilkelerini vurgularken, diğer yandan Rusya ile olan stratejik ve ekonomik ortaklığını geliştirmiştir. Bu durum, Ukrayna savaşını ABD–Çin rekabetinin dolaylı bir yansıması haline getirmiştir.
Bu çalışma, Rusya-Ukrayna Savaşı bağlamında ABD ve Çin’in yaklaşımlarını karşılaştırmalı olarak analiz etmeyi amaçlamakta, iki aktörün stratejik hedefleri, kullandıkları araçlar ve uluslararası sistem üzerindeki etkilerini incelemektedir.
2. Teorik ve Kavramsal Çerçeve
Rusya-Ukrayna Savaşı’nı ve bu bağlamda ABD ile Çin’in yaklaşımlarını analiz edebilmek için uluslararası ilişkiler literatüründe yer alan büyük güç rekabeti, güç dengesi ve çok kutupluluk kavramları temel bir analitik çerçeve sunmaktadır. Özellikle neorealist yaklaşım, uluslararası sistemin anarşik yapısı içinde devletlerin öncelikli hedefinin güvenliklerini sağlamak ve güçlerini maksimize etmek olduğunu savunarak, büyük güçlerin krizlere yönelik tutumlarını açıklamada işlevsel bir perspektif sağlamaktadır. Güncel büyük güç rekabeti analizlerinde bu yapısal etki açık biçimde gözlemlenmektedir.
ABD, Çin ve Rusya’nın dış politika stratejileri artık yalnızca bölgesel çatışmalarla sınırlı kalmamakta, aynı zamanda küresel stratejik dengeleri doğrudan etkilemektedir. Bu durum, uluslararası ilişkiler literatüründe yeniden önem kazanan “great power competition” (büyük güç rekabeti) kavramı çerçevesinde ele alınmaktadır (Sezer, 2025)3. Söz konusu yaklaşım, büyük güçlerin çıkarlarını koruma ve genişletme stratejilerini, bu stratejilerin uluslararası sistem üzerindeki etkileriyle birlikte analiz etmeye imkân tanımaktadır.
Bu çerçevede Rusya-Ukrayna Savaşı, doğrudan askerî çatışmadan kaçınılan; ancak askerî, ekonomik ve diplomatik araçların yoğun biçimde kullanıldığı bir dolaylı güç mücadelesi olarak değerlendirilebilir. ABD’nin Ukrayna’ya sağladığı kapsamlı destek, Rusya’nın askerî ve ekonomik kapasitesini yıpratmayı hedefleyen bir caydırıcılık ve dengeleme stratejisiyle örtüşmektedir. Buna karşılık Çin, benzer bir çatışma ortamında daha temkinli bir dengeleme politikası izleyerek sistem içi istikrarı korumayı ve ABD hegemonyasına karşı çok kutuplu bir uluslararası düzeni teşvik etmeyi amaçlamaktadır.
3. ABD’nin Rusya-Ukrayna Savaşına Yaklaşımı
ABD dış politikasını incelediğimizde liberal-uluslararasıcılık düşünce sistemi ABD dış politikasının temel unsurları arasında görmekteyiz. Liberal-uluslararasıcılık, ABD’nin sadece kendi sınırları içinde değil, küresel düzeyde bir düzen kurma hedefini içermekteydi. İnsan haklarının evrenselliği, demokrasinin yayılması ve uluslararası kurumlar aracılığıyla barışın tesis edilmesi bu anlayışın merkezindeydi. Wilsonculuktan beslenen bu yaklaşım, özellikle Almanya ve Japonya’nın yeniden yapılandırılması sürecinde uygulamaya kondu. Bu ülkeler, askeri ve siyasi baskılarla liberal-demokratik değerleri kabul etmeye yönlendirildi. Böylece ABD, yalnızca sert gücüyle değil, aynı zamanda normatif değerleriyle de küresel hegemonyasını kurdu. ve bu dış politikanın daha çok ABD’de Demokrat parti yöneticileri tarafından uygulandığını görmekteyiz.
Rusya-Ukrayna savaşı 2022 yılında başladığında Demokrat Parti ve Joe Biden yönetimi ABD yönetimindeydi ve bu dönemde ABD’nin liberal-uluslararasıcılık bir dış politika izlediğini görmekteyiz. Bu yüzden savaşın başlarında ABD, Ukrayna’ya ekonomik, askeri ve diplomatik olarak yüksek seviyede destek verdiğini görmekteyiz. Biden yönetimi döneminde ABD, Ukrayna’ya yönelik olarak askeri, ekonomik ve insani yardımları kapsayan 100 milyar doların üzerinde destek sağlamıştır. Bu desteğin yaklaşık 30 milyar dolarlık kısmı doğrudan ekonomik ve bütçe desteği niteliğindedir (Congressional Research Service [CRS], 2024)4.
Donald J. Trump 2024 yılında seçim propagandasında yapılan bu yardımları eleştirmiş ve seçimi kazanması halinde yardımları azaltacağını hatta savaşı bitireceğini söylemiştir. Fakat Trump seçimi kazandıktan sonra savaşı bitireceğim söylemini gerçekleştirememiştir. 28 Şubat 2025 tarihinde ABD Başkanı Trump ile Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy arasında gerçekleşen oval ofis görüşmesinde dünya diplomasi tarihinde izler bırakmıştır. Yapılan görüşmelerden sonra düzenlenen canlı yayında ABD Başkanı Trump Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy’ daha önce canlı yayında yaşanmamış bir şekilde aşağılamalarda bulunmuştur5.
Askerî boyutta ABD, Ukrayna’ya gelişmiş silah sistemleri, istihbarat desteği ve askerî eğitim sağlayarak sahadaki güç dengesini Kiev lehine çevirmeye çalışmıştır. Bu destek, NATO müttefikleriyle koordinasyon içinde yürütülmüş ve ittifakın Doğu Avrupa’daki askerî varlığı önemli ölçüde güçlendirilmiştir. Bu çerçevede ABD’nin yaklaşımı, doğrudan çatışmadan kaçınırken Rusya’yı dolaylı yollarla yıpratmayı amaçlayan bir vekâlet savaşı stratejisi olarak değerlendirilebilir. Ekonomik ve diplomatik alanda ise ABD, Rusya’ya yönelik kapsamlı yaptırımlar uygulayarak Moskova’nın küresel finans sistemine erişimini kısıtlamayı amaçlamıştır.
Enerji, bankacılık ve savunma sanayii gibi stratejik sektörleri hedef alan bu yaptırımlar, Rus ekonomisi üzerinde uzun vadeli baskı oluşturmayı hedeflemektedir. Aynı zamanda ABD, uluslararası kamuoyunda Ukrayna’ya verilen desteği meşrulaştırmak için demokrasi, egemenlik ve toprak bütünlüğü söylemini ön plana çıkarmıştır. Stratejik açıdan değerlendirildiğinde ABD’nin Ukrayna politikasının temel hedefleri; Rusya’nın bölgesel nüfuzunu sınırlandırmak, NATO’nun birlik ve caydırıcılığını güçlendirmek ve ABD liderliğindeki liberal uluslararası düzeni korumaktır. Bu bağlamda Rusya-Ukrayna Savaşı, ABD için yalnızca bölgesel bir güvenlik krizi değil, küresel güç rekabetinin merkezinde yer alan stratejik bir mücadele alanı niteliği taşımaktadır.
4. Çin’nin Rusya-Ukrayna Savaşına Yaklaşımı
Çin, bugün, Asya dâhil dünyanın neredeyse her bölgesinde varlığını hissettirmektedir. Bunu yatırımları kendisine çekerek ve yurtdışı ortaklıklarını artırarak sağlamaktadır. Enerji bağımlılığı nedeniyle ilişkilerini iyileştirerek uluslararası alanda yönetişime dâhil olmaya çalışmaktadır (Aydın, 2020)6. Pekin hükümeti Rusya-Ukrayna savaşı başladığında bölgede tarafsız bir politika izlenmiş olsada ilerliyen dönemde bu tarafsız ilişki Çin’nin Rusya ile ekonomik ilişkilerde yakınlaşması ile devam etmiştir. Çin’in resmi söylemi, “çatışmaların diyalog yoluyla çözülmesi” yönünde bir çerçeve sunsa da fiili tutum daha karmaşık ve çok katmanlıdır. Pekin, Rusya’yı açıkça destekleyen bir pozisyona geçmeden, Batı’nın yaptırımlarını eleştirerek ve NATO’nun genişleme politikalarına dair şüphelerini dile getirerek, Kremlin’in temel argümanlarına dolaylı bir meşruiyet zemini sağlamıştır (Ulus, 2025)7. Özellikle Savaş’ın başlamasıyla Rusya’nın Avrupa’ya satamadığı doğalgazın Çin’e aktarıldığı görünmektedir.

Grafik’ de gördüğümüz değerlere göre savaş öncesi durumda Rusya’nın Doğalgaz satışı %40-50 seviyelerinde Avrupa Birliğine yapılırken Grafik 2’de savaşın başlaması ile doğalgaz satışının %0-10 seviyesinden %20-25 seviyelerine kadar çıktığını görmekteyiz bu durum bize Çin ve Rusya ilişkisinin ekonomik düzeyde geliştiğini göstermektedir.
Stratejik açıdan bakıldığında, Çin’in Rusya-Ukrayna Savaşı’na verdiği yanıt, kısa vadeli askeri çıkarlardan ziyade uzun vadeli jeopolitik ve sistemik çıkarlar tarafından yönlendirilmektedir. Pekin, savaşı ABD liderliğindeki uluslararası düzenin zayıflıklarını ortaya koyan bir kriz olarak görüyor ve çok kutuplu bir sistemi teşvik etme fırsatı olarak değerlendiriyor. Bu çerçevede Çin, doğrudan askeri müdahaleden kaçınarak riskleri en aza indiren, ekonomik ve diplomatik araçlara odaklanan temkinli bir denge stratejisi izliyor. Bu yaklaşım, Çin’in Batı ile doğrudan çatışmadan kaçınırken Rusya ile ortaklığını koruma amacına uygun düşüyor.
Küresel ekonomik sistemin bir parçası olan Çin için, Ukrayna çatışmasından kaynaklanabilecek katı yaptırımların potansiyel maliyetleri önemli bir sınırlama teşkil ediyor. Bu nedenle, Pekin Rusya’yı tamamen izole etmeyi amaçlayan politikalardan uzak dururken, kendi ekonomik ve diplomatik seçeneklerini kısıtlayacak eylemlerden de dikkatlice kaçınıyor. Özetle, Çin’in Rusya-Ukrayna-Savaşı’na yönelik politikası, ABD’nin daha doğrudan ve müdahaleci tutumuyla tezat oluşturuyor; Bu, sistem içindeki istikrarı korumaya, uzun vadeli güç dengelerini güvence altına almaya ve çok kutuplu bir uluslararası düzen vizyonunu desteklemeye odaklanan pratik bir strateji olarak ortaya çıkmaktadır.
5.Sonuç ve Değerlendirme
RusyUkrayna Savaşı artık iki ülke arasındaki devletlerarası bir çatışmayla sınırlı değil, belirli bir seviyeyi aşmış ve mevcut büyük güç rekabeti biçimini ve uluslararası sistemin dönüşümünü yansıtan bir dünya krizi boyutunu almıştır. Bu çalışmada ABD ve Çin’in çatışmaya ilişkin stratejileri incelenmiştir.
Amerika Birleşik Devletleri, amacı Ukrayna’ya askeri, ekonomik ve siyasi yardım sağlamanın yanı sıra Rusya’yı caydırmak ve daha büyük ölçüde zayıflatmak olan daha somut ve müdahaleci bir yaklaşım uygularken, asıl amaç NATO’yu ve ABD’nin egemen olduğu liberal dünya düzenini güçlendirmektir. Buna karşılık, Çin çatışmaya doğrudan taraf olmaktan kaçınmış ve daha temkinli ve esnek bir politika izlemiştir
Sonuç olarak, Ukrayna ile Rusya arasındaki çatışma bize ABD ile Çin arasındaki rekabetin artık sadece askeri yönleri değil, aynı zamanda ekonomik, normatif ve diplomatik yönleri de içeren çok yönlü bir yapı haline geldiğini göstermiştir.
Kaynakça
Büyük Rus bölgeleri. (n.d.). Vikipedi. Erişim tarihi: 6 Şubat 2026, https://tr.wikipedia.org/wiki/B%C3%BCy%C3%BCk_Rus_B%C3%B6lgeleri
Tan, H., & Loh, M. (2025, February 21). Moscow says there will be a ‘price to pay’ for the Western companies that left Russia after it invaded Ukraine. Business Insider.
https://www.businessinsider.com/russia-economy-moscow-price-western-companies-exit-ukraine-war-end-2025-2?utm_source=chatgpt.com
Sezer, S. (2025). Uluslararası Siyasette Büyük Güç Rekabeti: ABD, Çin ve Rusya’nın Politik Ekonomik Stratejileri. Fiscaoeconomia, 9(2), 1022-1038. https://doi.org/10.25295/fsecon.1608387
Congressional Research Service. (2024). U.S. direct financial support for Ukraine (CRS Report No. IF12305). https://www.congress.gov/crs-products/product/pdf/IF/IF12305
Vakulina, S. (2025, 28 Şubat). Trump ve Zelenskiy görüşmesinde tansiyon yükseldi: “Anlaşma yoksa biz de yokuz”. Euronews Türkçe.
Aydın, F. (2020). ÇİN DIŞ POLİTİKA DİNAMİKLERİNİ ANLAMLANDIRMAK. İş Ve Hayat, 6(11), 142-155. https://izlik.org/JA86MY45TC
Ulus, S. (2025). Küresel Güney’in Ukrayna-Rusya Savaşı’na Tepkileri ve Yeni Dünya Düzeni. Asya Studies, 9(32), 437-466. https://doi.org/10.31455/asya.1659889
Council of the European Union. (2025). Where does the EU’s gas come from?
Retrieved from https://www.consilium.europa.eu/en/infographics/eu-gas-supply/
Laurence, J. (2025, December 30). Russia’s pipeline gas exports to Europe fall by 44% to the lowest in decades. Reuters. Retrieved from https://www.reuters.com/business/energy/russias-pipeline-gas-exports-europe-fall-by-44-lowest-decades-2025-12-30/
Laurence, J. (2025, December 25). Russia’s Gazprom supplied 38 bcm of gas to China via Power of Siberia pipeline in 2025. Reuters. Retrieved from https://www.reuters.com/business/energy/russias-gazprom-supplied-38-bcm-gas-china-via-power-siberia-pipeline-2025-2025-12-25/

