Giriş: ABD’nin Güney Kafkasya Stratejisi: ‘‘Azerbaycan ve Ermenistan Arasında Yeni Denge’’
Güney Kafkasya’da son yıllarda yaşanan gelişmeler, bölgenin yalnızca Rusya’nın geleneksel nüfuz alanı olmaktan çıktığını ve küresel güç rekabetinin önemli sahalarından birine dönüştüğünü göstermektedir. Özellikle İkinci Karabağ Savaşı sonrasında ortaya çıkan yeni jeopolitik gerçeklik, bölgesel aktörlerin yanı sıra ABD ve Avrupa Birliği gibi dış güçlerin de Güney Kafkasya’ya yönelik ilgisini artırmıştır. Bu çerçevede 26 Mayıs 2026 tarihinde imzalanan ABD-Ermenistan Stratejik Ortaklık Şartı, yalnızca iki ülke arasındaki ilişkilerin yeni bir aşamaya taşındığını göstermemekte, aynı zamanda Güney Kafkasya’daki güç dengelerinin yeniden şekillendiğine işaret etmektedir.
Ancak söz konusu gelişme yalnızca Erivan-Washington hattında değerlendirilmemelidir. Zira ABD, 10 Şubat 2026 tarihinde Azerbaycan ile de Stratejik Ortaklık Anlaşması imzalamış, böylece bölgedeki iki önemli aktörle eş zamanlı olarak kurumsal iş birliği mekanizmaları oluşturmuştur. Bunun yanı sıra 8 Ağustos 2025 tarihinde Azerbaycan ile Ermenistan arasında imzalanan barış anlaşmasına Washington’ın aracılık etmiş olması da ABD’nin Güney Kafkasya’da kalıcı bir siyasi aktör olma hedefini ortaya koymaktadır. Bu nedenle ABD-Ermenistan Stratejik Ortaklık Şartı’nın Azerbaycan açısından ne ifade ettiğini değerlendirmeden önce söz konusu belgenin içeriğini incelemek gerekmektedir.
Şartın giriş bölümünde bölgesel istikrarın sağlanmasında ABD’nin rolüne vurgu yapılması ve devamında TRIPP projesinin hayata geçirilmesinin stratejik bir gereklilik olarak sunulması, Washington’ın Güney Kafkasya’daki yeni jeopolitik mimaride söz sahibi olma isteğini açık biçimde ortaya koymaktadır. Aynı zamanda bu yaklaşım, Ermenistan’ın dış politika ekseninin giderek daha fazla Batı’ya yöneldiğini göstermektedir.
Belgede Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış sürecine özel önem verilmekte ve Alma-Ata Deklarasyonu’na açık atıflar yapılmaktadır. Bu durum, tarafların karşılıklı olarak birbirlerinin toprak bütünlüğünü tanıması ve mevcut sınırların esas alınması anlayışının desteklendiğini göstermektedir. Bununla birlikte Kars-Gümrü demiryolunun yeniden inşası ve rehabilitasyonuna ilişkin ifadeler, yalnızca ulaşım bağlantılarının geliştirilmesini değil, aynı zamanda kalıcı barışın ekonomik temellerinin oluşturulmasını hedeflemektedir. Bu yaklaşım, Ermenistan içerisinde barış sürecine karşı çıkan revizyonist çevrelerin hareket alanını da daraltabilecek niteliktedir.
Şartın en dikkat çekici boyutlarından biri enerji alanındaki iş birliğidir. ABD’nin Ermenistan’ın enerji kaynaklarını çeşitlendirmesine destek verme taahhüdü kapsamında yeni nesil nükleer reaktör projeleri, yarı iletken teknolojilerine erişim ve kritik minerallerin araştırılması gibi alanlarda iş birliği öngörülmektedir. Bu durum yalnızca Ermenistan ekonomisinin modernizasyonuna katkı sağlamayacak, aynı zamanda ülkenin uzun yıllardır devam eden Rusya merkezli enerji bağımlılığını azaltma hedefini de destekleyecektir.
Bu çerçevede Ermenistan’ın ABD sivil nükleer teknolojilerine erişim sağlaması, enerji güvenliği ve enerji verimliliği açısından yeni fırsatlar yaratabilecektir. Uzun vadede Ermenistan’ın bölgesel ve Avrupa enerji piyasalarıyla entegrasyonunu güçlendirebilecek bu süreç, Moskova tarafından dikkatle takip edilecek gelişmeler arasında yer almaktadır.
Şart kapsamında yapay zekâ, veri merkezleri, dijital altyapılar ve siber güvenlik alanlarında öngörülen yatırımlar da dikkat çekmektedir. Bu tür girişimler, Ermenistan’ın yalnızca ekonomik bağımlılıklarını azaltmasını değil, aynı zamanda dijital dönüşüm ve teknolojik kapasite bakımından yeni bir aşamaya geçmesini sağlayabilir.
Savunma ve güvenlik boyutunda ise ABD’nin Yabancı Askeri Satışlar (FMS) mekanizması aracılığıyla Ermenistan’a savunma ekipmanları sağlaması ve Uluslararası Askeri Eğitim ve Öğretim (IMET) programları kapsamında Ermeni personelin eğitilmesi hedeflenmektedir. Bu durum, Ermenistan Silahlı Kuvvetleri’nin modernizasyon sürecine önemli katkılar sunabilecek niteliktedir.
Sınır güvenliği alanında ise Barış Kavşağı ve TRIPP projeleri doğrultusunda Ermenistan sınırlarının güvenliğinin tamamen Ermenistan’ın ulusal kurumları tarafından sağlanması hedeflenmektedir. Bu madde, özellikle İran ve Türkiye sınırlarında uzun yıllardır görev yapan Rus sınır muhafızlarının rolünün azaltılması veya tamamen sona erdirilmesi yönündeki eğilimleri desteklemektedir. Dolayısıyla söz konusu yaklaşım, Ermenistan’ın güvenlik alanındaki Rus bağımlılığını azaltma sürecinin önemli bir parçası olarak değerlendirilebilir.
Azerbaycan Perspektifinden Stratejik Değerlendirme
ABD-Ermenistan Stratejik Ortaklık Şartı, ilk bakışta Azerbaycan açısından bazı soru işaretleri doğurabilecek olsa da 10 Şubat 2026 tarihinde imzalanan Azerbaycan-ABD Stratejik Ortaklık Anlaşması dikkate alındığında Washington’ın bölgede denge politikası izlemeye çalıştığı görülmektedir.
Söz konusu anlaşmanın özellikle enerji, yüksek teknoloji ve altyapı alanlarına ilişkin maddeleri incelendiğinde, ABD’nin Azerbaycan ile ilişkilerini geleneksel petrol ve doğal gaz diplomasisinin ötesine taşıma hedefi dikkat çekmektedir. Özellikle sivil nükleer iş birliği, yapay zekâ teknolojileri, veri merkezleri ve siber güvenlik alanlarında öngörülen ortaklıklar, Ermenistan ile kurulan mekanizmalara benzer bir yaklaşımın Bakü için de geliştirildiğini göstermektedir.
Bu durum, Washington’ın Güney Kafkasya’da taraflardan birini diğerine karşı güçlendirmek yerine her iki ülkeyi de kendi bölgesel stratejisi içerisinde konumlandırma çabasının bir sonucu olarak değerlendirilebilir. Özellikle Azerbaycan’ın Orta Koridor üzerindeki kritik konumu, ABD açısından Bakü’yü vazgeçilmez bir ortak haline getirmektedir. Nitekim Ermenistan ile imzalanan şartta TRIPP projesine yapılan vurgu da Orta Koridor’un farklı güzergâhlarla desteklenmesi ve küresel tedarik zincirlerinin güvence altına alınması hedefiyle doğrudan ilişkilidir.
Bununla birlikte Azerbaycan açısından en önemli çekince, ABD’nin Ermenistan’a sağlayacağı savunma ekipmanları ve askeri desteklerin gelecekte nasıl kullanılacağı meselesidir. Bakü’de bazı çevreler, bu tür desteklerin Ermenistan’da revizyonist veya rövanşist eğilimleri teşvik edebileceği yönünde endişeler taşımaktadır. Ancak şartın genel çerçevesi incelendiğinde Washington’ın amacının saldırgan bir askeri kapasite oluşturmak değil, Ermenistan’ın egemen sınırlarını koruma kapasitesini geliştirmek olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca Alma-Ata Deklarasyonu’na yapılan açık atıflar da ABD’nin mevcut sınırları esas alan yaklaşımını ortaya koymaktadır.
Sonuç ve Değerlendirme
ABD-Ermenistan Stratejik Ortaklık Şartı, yalnızca iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesine yönelik bir belge değil, aynı zamanda Güney Kafkasya’da şekillenmekte olan yeni jeopolitik düzenin önemli göstergelerinden biridir. Ermenistan, bu belge ile birlikte Batı yönelimli dış politika tercihini bir kez daha kurumsal düzeyde teyit etmiş görünmektedir.
Özellikle Ermenistan’da yaklaşan seçimler, Erivan’da düzenlenen Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi ve ABD ile imzalanan stratejik ortaklık birlikte değerlendirildiğinde, Batılı aktörlerin Başbakan Paşinyan yönetimini bölgesel dönüşüm sürecinin temel ortaklarından biri olarak gördükleri anlaşılmaktadır. Bununla birlikte Moskova’nın bu gelişmelere vereceği tepki ve Rusya’nın Güney Kafkasya’daki pozisyonunu nasıl yeniden tanımlayacağı da sürecin geleceği açısından belirleyici olacaktır.
Diğer taraftan söz konusu stratejik ortaklıklar, bölgesel entegrasyonu teşvik ederek Güney Kafkasya’yı daha bağlantılı ve ekonomik açıdan daha bütünleşik bir yapıya dönüştürme potansiyeline sahiptir. ABD’nin hem Azerbaycan hem de Ermenistan ile stratejik ortaklık kurması, Washington’ın bölgede arabulucu ve dengeleyici bir aktör olarak kalma niyetini göstermektedir. Ancak ABD iç siyasetinde etkili olan Ermeni diasporası ve lobi faaliyetleri dikkate alındığında, gelecekte ortaya çıkabilecek olası krizlerde Washington’ın bu denge politikasını ne ölçüde sürdürebileceği sorusu önemini korumaktadır.
Sonuç olarak ABD’nin Güney Kafkasya’da izlediği yeni strateji, yalnızca Azerbaycan-Ermenistan ilişkilerini değil, Rusya, Türkiye, İran ve Avrupa Birliği’nin bölgeye yönelik politikalarını da etkileyecek çok katmanlı bir dönüşüm sürecinin habercisi olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle ABD-Ermenistan Stratejik Ortaklık Şartı’nı yalnızca ikili bir anlaşma olarak değil, Güney Kafkasya’nın gelecekteki jeopolitik mimarisini şekillendirebilecek stratejik bir belge olarak okumak daha doğru olacaktır.
Referanslar:
Euronews Türkçe. (2026, 5 Mayıs). Türkiye ve Ermenistan Ani Köprüsü için ortak restorasyon protokolü imzaladı. https://tr.euronews.com/2026/05/05/turkiye-ve-ermenistan-ani-koprusu-icin-ortak-restorasyon-protokolu-imzaladi (Erişim tarihi: 31 Mayıs 2026)
Ministry of Foreign Affairs of the Republic of Armenia. (2026, May 26). Joint statement on Armenia-U.S. Comprehensive Strategic Partnership Charter. https://www.mfa.am/en/press-releases/2026/05/26/Armenia_USA/13973
TUDİM. (2026, 16 Şubat). Güney Kafkasya’da jeopolitik kırılma: Azerbaycan-ABD stratejik ortaklığı. https://tudim.com.tr/16/02/2026/guney-kafkasyada-jeopolitik-kirilma-azerbaycan-abd-stratejik-ortakligi/ (Erişim tarihi:31 Mayıs 2026)

